Bizim Belediye Dünya Sağlık Örgütünemi Bağlı?
Evimin balkonunda oturduğumda, Belediye'nin sinek ilaçlama aracı geçerken yapılan anons dikkatimi çekti Bizim belediye DSÖ'yemi Bağlı ?
Ankara Mamak'ta evimin balkonunda oturduğumda, Mamak Belediyesi'nin sinek ilaçlama aracı geçerken yapılan anons dikkatimi çekti: "Sevgili Mamaklılar, mahallemiz Mamak Belediyesi tarafından Dünya Sağlık Örgütü'nün onayladığı ilaçlarla ilaçlanmaktadır." Bu açıklama, hem içerik hem de bağlam açısından çeşitli sorunları ve endişeleri beraberinde getiriyor.
Öncelikle, Mamak Belediyesi'nin DSÖ'ye bağlı bir kurum olmadığını belirtmek gerekir. Mamak Belediyesi, Türkiye Cumhuriyeti'ne bağlı yerel bir yönetim birimidir ve sağlık hizmetleri konusunda uluslararası sağlık örgütleriyle doğrudan bir bağlılığı yoktur. DSÖ'nün ismini kullanarak yapılan bu anons, kamuoyunda iki önemli soruyu gündeme getiriyor:
DSÖ'nün İsminden Neden Bu Kadar Sık Bahsediliyor? DSÖ'nün adının bu kadar ön planda tutulması, sağlık hizmetlerinin kalitesini artırma amacını mı taşıyor, yoksa bir tür propaganda mı? DSÖ'nün ismini vurgulamak, yerel sağlık uygulamalarını uluslararası standartlarla uyumlu göstermek olarak yorumlanabilir, ancak bu durumun gerçek niyeti ve amacı sorgulanabilir. Ayrıca, DSÖ’nün isminin bu şekilde kullanılmasının, sağlık uygulamalarının şeffaflığı ve hesap verebilirliği açısından ne derece uygun olduğu da tartışmalıdır.
2. Kamuoyunda Yaratılan Güvensizlik: DSÖ, Covid-19 pandemisi sürecinde aldığı kararlarla geniş çaplı eleştiriler almıştır. Pandemi döneminde uyguladığı sağlık önlemleri ve lider kadrosuyla ilgili çeşitli iddialar ve tartışmalar yaşanmıştır. Mamak Belediyesi'nin, DSÖ'nün onayladığı ilaçları kullanarak yaptığı anons, bazı bireylerde bu kuruluşun güvenilirliğine dair var olan endişeleri pekiştirebilir. Kamuoyunun, DSÖ’nün adını bu şekilde sıkça duyma ve onun onayını alma beklentisi, aslında bu tür bir referansın halk arasında daha fazla endişe yaratabileceğini gösteriyor.
Ayrıca, DSÖ'nün adını öne çıkaran sağlık uygulamaları hakkında yapılan bu tür anonslar sağlık politikalarıyla ilgili mevcut rahatsızlıkları artırabilir. Aşıların yan etkileri, sağlık üzerindeki uzun vadeli etkiler gibi konulara dair şüpheler, bu tür anonslarla daha da körüklenebilir. Bu durum, kamuoyunda sağlık politikalarına karşı bir güvensizlik yaratabilir ve sağlık hizmetlerinin etkinliği hakkında sorgulamalar yapabilir.
Sonuç olarak, Mamak Belediyesi'nin DSÖ'nün onayladığı ilaçlarla ilgili yaptığı bu anons, sağlık hizmetlerinin kalitesini artırma amacı taşımakla birlikte, kamuoyunda yaratılan algı ve güvensizlik açısından eleştirilmelidir. Sağlık uygulamaları hakkında yapılan açıklamaların şeffaf, bilimsel verilere dayalı ve hesap verebilir olması, halk sağlığının korunması ve kamu güveninin sağlanması açısından büyük önem taşır. Bu tür anonsların, sağlık politikaları hakkında daha geniş bir bilgilendirme ve açıklık sağlaması gerektiği açıktır.
Nail Türkoğlu
Türk Kültürünü Araştırma ve Tanıtma Vakfı Başkanı





